Balad Şiir Vakfı ile şöyleşi 22-12-2017

İki dilde yazan bir şair ve bir edebiyat dergisi emekçisi. Şiiri yürek dili yapmış bir dost ALİ ŞERİK. Bu gün Balad Şiir Vakfı olarak söyleşimizde onu ağırlıyoruz.

Balad Şiir Vakfı: Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız? Bilhassa öz geçmişiniz ve günlük yaşamınıza dair bir kaç ufak ayrıntıyıı paylaşır mısınız?

Ali Şerik: Yıllar önce arkadaşım küçük bir yazısında söyle tanıtmıştı beni: “Anadolu’nun küçük bir köyünde doğdu. Kendi köylüsünden başkası sevmemiş köyünü. Yolları taşlıdır, engellidir, dikenlidir Ali Şerik’in doğduğu köyün. Meraları yazın hep hasret kalmış yağmura. Deresinde akan bilek kalınlığındaki incecik suya bile hasret kalınmış çoğu kez. Yoksulluk hiç ayrılmamış köyünün dağlarından, tepelerinden, kayalıklarından. Her sonbaharda taşınırken toprağın bereketi harmanlara ve ambarlara, kıtlık büyük adımlarla takip etmiş yorgun kadınları, erkekleri, yaşlıları ve çocukları. Buna rağmen hiç umutlarını yitirmemiş buranın insanı, gülümseme eksik olmamış yüzlerinden, ölümine sevmişler topraklarını.
Köyün kadınları, güneş gibi sıcak, yürekleri toprak gibi doğurgan ve sırası geldiğinde erkeklerinden daha mertmiş. Erkekler karınca misali hiç boş durmamış, yılmadan, kırmaya çalışmışlar yoksulluğun belini. Mutluluğu ve sevgiyi yuvalarına taşımaktan, bir de kadınlarını gebe bırakmaktan usanmamışlar hiç. Ner var ki yoksulluk her yıl tekrar tekrar çalmış kapılarını ve mecburen gurbet yolculuğuna çıkmışlar. Önce Sivas, sonra Ankara, daha sonraİstanbul; derken Almanya’ya, Hollanda’ya kadar uzanmış ayrılıkları. Sonra dünyanın her yönüne…

Sanırım Ali Şerik gurbette çıkan ilk çocukların arasında. Babası 1966’da gelmiş Hollanda’ya. O ise yuvasından düşen bir kuş yavrusu misali, üç yıl sonra kendisini bulmuş gurbetin avucunda. Zorluklara rağmen alışmış yeni topraklara, sonra yeni kelimelere, yine düzene. Köy hayatı yavaş yavaş izini silmeye başlamış hafızasından. 1974 yılı yaz tatili bittiğinde, bavullar tekrar yerleştirilirken minibüsün arkasına, köylü komşular hediyelik peynir, tarhana, kaymak, bulgur gibi yiyeceklerle doldururken bagajı, Türkiye’de kalacağını anlar. İşte o zaman tatile gelirken neden bu kadar çok giysilerinin getirildiğini anlar…

Başka bir köyde, halasının yanında yerleşir. Burada ne televizyon, ne musluktan akan su, ne de futbol sahası vardır. Yeni yurdunu ilk haftaları hiç sevememiş, kendisini tekrar gurbette hissetmiştir. Üzüntüsünü, kederini yeni arkadaşları ve güvercinlerle paylaşmıştır. Küfürleri, fenersiz ve tozlu sokakları, su testilerini, traktörleri, çatılarda biriken karları yeniden sevmeye başlamış. Sonra dayısının yanına Ankara’ya gider ve romanla, öyküyle, şiirle orada tanışır. 1979 yaz tatilinde Hollanda’ya gelir ve artık güzel yurduna dönemeyeceğini anlar. Bu sefer gurbette kalmanın acısını taşır yüreğinde, yüreğini hiç terk etmez bu sızı. İşte ilk şiirlerini bu dönem yazar. Kıssa bir öğrencilik döneminden sonra fabrikada çalışamaya başlar. Şiirleri Hollanda’da yayınlanan Türkçe dergilerde çıkar okurun karşısına. İlk şiir denemesini kendi olanaklarıyla yarım yamalak yayımlar. Sonra Hollandaca şiirler de yazmaya başlar ve dergilerde yayımlanır. Şiirler İlke, Sesimiz, Umut, Ekin, İleri, Şafak ve Pandora gibi Hollanda’da çıkan Türkçe dergilerde yer aldı. Sonra Türkiye’deki dergilere ulaşır; Yeni Broy, Berfin Bahar, Güncel Sanat gibi… İlk şiir kitabı Broy Yayınevi’nde çıkar.”
Sanırım ilk sorunuzu böylelikle cevaplandırmış oldum.

Balad Şiir Vakfı: Şiir yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız, neden şiir yazıyorsunuz, hangi şairleri beğenerek okursunuz?

Ali Şerik: Şiirlerle türkülerde tanıştım. Özenle ve ustaca seçilmiş kelimelerin müzikle birleşmesinin devasa gücünü hissettim. Şiirde güçlü bir öfkenin olduğunu, şiirin içimizdeki acıyı nasıl iyileştirdiğini gördüm. Şiirde nasıl sevdanın dile getirdiğini, şiirde nasıl sömürü ve haksızlığın yargıladığını gördüm. Şiirin kimi zaman adaletin kapısı, şiirin kimi zaman özgürlüğün elçisi olabileceğini gördüm. Hata şiirle kitlelerin aldatıldığını, yalanın doğrulandığın da gördüm. Uzun zamandan beri şiir yazıyorum. O, yüreğimde yeşeren bir isyandır diyebilirim. Direnmek, ayakta kalabilmek için bana güç verendir şiir.
Sevdiğim şairler gelince o kadar çok ki, ad vermek sanırım haksızlık olur. Fakat Hasan Hüseyin Korkmazgil’in adını söylemeden edemeyeceğim. Büyük bir şair. Türkiye’de yüzlerce büyük şair var, fakat Hasan Hüseyin’in yeri bence başka. İsyana ve göçe, direnmeye ve yaşama, toprağa ve doğaya onun kadar inanmış şairimiz var mı bilmem. Kullandığı kelimeler ve kuruduğu imgeler şiirlerine unutulmayacak bir tat vermekte.

Balad Şiir Vakfı: Edebiyatın diğer alanlarında da yazıyor musunuz? Varsa eserleriniz kısaca bahseder misiniz?

Ali Şerik: Küçük ve zengin bir edebiyat dergimiz var: Kara Zambak Edebiyat Dergisi. Her sayıyı çok değerli ve edebiyatı iyi anlayan arkadaşlarla oluşturmaktayız. Bini aşan okurumuz var. Birçok ülkeden eser gönderen şair ve yazarların yapıtları bize ulaştırmakta. Umutla devam ediyoruz yolculuğumuza. Edebiyat dergisi olmayan bir toplum,edebiyat içinde kendisini derinleştiremez. Derginin ilk sayıların karazambak.com sitesinde okuyabilirisiniz. Dergi ile yazışma adresimiz: karazambak.com
Bu geçtiğimiz yılda şiir çevirme işine deneme olarak başladım, bu vesileye neden olan değerli şair/yazar İbrahim Eroğlu. İlk şiir çeviri denemem şair Tekin Gönenç’in şiiri oldu. Kara Zambak dergisine yeni sayısına Hanekke Verbeek’le Can Yücel’in şiirini Hollandacaya aktardık. Yazar Kazım Cumert’le ile Leo Mesman’nın şiirlerin çevirdik Türkçeye. Zor bir meslek çevirmenlik, şiir yazmaktan da zor diyebilirim.
Şiirin yanında başka yazılarla uğraşıyorum demem uygun düşmez. Ama son zamanlarda öykü yazmaya da çalışıyorum. İlk öyküm “Babil Kulesi” geçtiğimiz kasım ayında İstanbul’da Berfin Bahar dergisinde yayınlandı. Çalışan bir emekçi olarak yazıma yeteri kadan zaman bulmak çok zor. Yapılacak o kadar çok iş var ki, artık çok seçici olmak zorundayım.
Şiirim bu yıl “Heimwee naar huiswerk” adındaki Hollandaca şiir antolojisinde yayınlandı. Önümüzdeki sene müzisyen Johan Meijer, Almanca’ya çevrilen bir şiirimden beste yapıp kasetinde yayınlanacak. Son olarak, bu yıl yayınlanan Taal podium Utrecht-Zeist edebiyat çevresinin yayınladığı şiir antlojisinde de bir şiirim çıktı.

5 şiir kitabım bulunmakta:
Yalan Kuyusu Şiirler 2005 Broy Yayınları
Sevdanın Yırtılan Yeri Şiirler 2006 Broy Yayınları
Mutluluğun Gülümsemesi Şiirler 2007 Broy yayınları
Doorbloeiend heimwee Şiirler2011 Free Musketeers
De hartslagen van een mus Şiirler2015 Free Musketeers

Balad Şiir Vakfı: Balad Şiir Vakfı’nın bir destekçisi olarak, eleştirileriniz, önerileriniz var mı? En beğendiğiniz şiirlerinizden birini bizimle / okurlarla paylaşır mısınız? Teşekkür ederiz.
Ali Şerik: Balad’dan istediğim: şiirin sesi ve yüreği olmaya çalışın.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Wie is Ali Şerik

Foto Celine Bolster

Ali Şerik werd in 1962 geboren in Turkije. Hij was zeven jaar toen hij voor het eerst in Nederland kwam wonen. Zijn eerste gedichten waren in het Turks, die werden gepubliceerd in Turkstalige tijdschriften in Nederland en Turkije. Onder ander: İlke, Sesimiz, Pandora, Yeni Broy, Berfin Bahar en Güncel Sanat. Voor de Amersfoortse Courant schreef Ali Şerik tussen 2001 en 2006 columns. Uitgeverij Broy in Istanbul heeft drie gedichtenbundels van zijn hand uitgegeven. Nederlandstalige gedichten van Ali Şerik zijn opgenomen in verzamelbundels van Taalpodium Utrecht / Zeist. Voor de Nationaleboekblog heeft hij van maart 2012 tot augustus 2013 elke vrijdag een gedicht geschreven. Op dit moment schrijft hij regelmatig in de twee maandelijks blad Schreef van Taalpodium Utrecht / Zeist. Vanaf 2016 geeft hij het de Turkstalige literaire blad Kara Zambak uit.

Zijn gedicht is opgenomen in de verzamelbundel “Heimweer naar huiswerk” Uitgever: Rainbow

Hij heeft met verschillende projecten meegedaan

“POLDER VAN EEMNES Fotograaf Nico Bierlaagh, 2019
Tentoonstelling-stil-de-tijd van Krijnie Beyen Amersfoort, 2019
Poëzie Festival Laren, 2019
Stadsverlichting Deventer, 2017
Dichterbij de Essentie” jubileum, 2016
Denkend aan Holland met muziekvereniging Wilskracht Amersfoort, 2014
Wekelijks gedichten voor de Nationaleboekenblog, 2013
Vrede van Utrecht met MIK Beeldende kunstgroep Zeist, 2013
Kunst vaarroute Amersfoort, 2009
Kunst vaarroute Amersfoort, 2005
Kleuren uit 2000, met de fotograaf Gülağa kazankaya, 2000
De regenboog, gedichten door interviews, 1999

Zijn bundels:


De stem die baart, 2018 Lipari Uitgeverij Utrecht ISBN 978-90-820-5883-3
Hartlagen van de Mus, 2015 Free Musketeers ISBN 978-90-484-3752-8
Doorbloeiend Heimwee, 2011 Free Musketeers ISBN 978-90-484-1787-2
Mutluluğun Gülümsemesi, 2007 Broy yayınları ISBN 975-398-064-7
Sevdanın Yırtılan Yeri, 2006 Broy Yayınları ISBN 973-398-063-3
Yalan Kuyusu, 2005 Broy Yayınları ISBN 975-398-051-5

Mail adres: a.serik@live.nl

Tel: 0623595574

Kunst vaarroute Amersfoort. 2005

Kunstwerk van Margarethe Broers

Kunst vaarroute Amersfoort

Ter gelegenheid van de Kunstvaarroute schreef Ali Serik een gedicht bij een beeldend kunstwerk van Margarethe Broers.

Het zelfde, voor ander kunstwerken werd gedaan door dichters Marlies Somers, Sieger Baljon, Gerard Beentjes, Catharina Blaauwendraad, Eva Cox, Henjo Hekman, Paul Janssen, Fethi Killi, Joz Knoop, Wichhard Maassen, Elly Mense, Fred Papenhove, Fred Penninga, Patty Scholten, Ali Şerik, Wim van Til, Mieke Vermeulen en Guido van der Wolk. Diana Ozon, De andere kunstenaars waren: Ron Jagers,Ger de Joode, Michiel Jansen, Adriana Nichting, Lucia Fransen, Nora Baetens, Lourise Hessen, Mirjam Wind, Barbara Blasing, Lia Koster, Anna van Suchtelen, Cornelia Nauta, Theo van der Hoeven, Jolanda Meulendijks, Krijnie Beyen, Corrie van der Vendel, Ellen Faber.

Vestiging

Op de onzichtbare waterlijn
waar de hemel begint
en waar het water eindigt
hangt mijn schaduw
als een hemelblauwe spiegel
vogels vliegen doorheen met mijn twijfels

Op de sluimerende waterlijn
waar het water begint
en waar de hemel eindigt
hangt mijn schaduw
dansend zonder nat te worden
de vissen bestormen mijn vesting

Op de verborgen waterlijn
waar het verlangen begint
en waar de schoonheid van angst eindigt
hangen mijn torens met draken
tussen hemel en water branden mijn laatste kaarsen
veroverd door de gulzige ogen van de kijker

Yalan Kuyusu, 2005

YÜREĞİM

Yüreğim kanatları yolunan kelebek
gidiyorum kelimenin uçurumundan kendimi atmaya
Yaşam denilen uzun rüya
yüzünü yıkar anıların gökyüzünde

Yelkenleri açtım günlerin sayfa aralığında
ısırgan otunu sürüyorum huysuz acılarıma
Ölenlerin kalyonlarını demirlerim kalbime
ama nedense tüm küreklerim kırık

Ayrılıklarla nikâhlandım, ondan mı bu acılar
Sabrın tespih taşını yitirdim tarifsiz kederlerde
kolay değil hataların önüne diz çöküp
aynı yemini tekrarlamak

Çiğnediğim rüzgârlar kırdı özgürlüğümü
Duygularım yasaklanmış kitap
duygularım kurşun yarası
tüm silahlar yasak bana

Bir erkek ne zaman soyunup sokağa çıksa
çırılçıplak geri dönse
kendisini terk eden kadının koynuna
işte böylesi bir çaresizlik içinde
gururumun bileği taşı
Yüreğim kanatları yolunan kelebek

PARK

Çocukluğumu kıran parka gizlendim
işte burada karşılaştım hayatın acımasız cinsiyetine
Kartal kanatlı yetimlik duygusu
Ocakları sönmüş eveler doldururdu gece saatinde burayı
birde gözü kanlı delikanlıların kavgaları
Buraya haftalardır tıraş olmayan sarhoşlar
dünyalarından kaçıp gelirlerdi
ve baygın gözlerle nasıl da sarılırlardı
ördek yürüyüşlü orospuların kalçalarına
Unutulur mu bayrak ve balon satıcıları

Burada hayatın fırınına düştüm
öyle tez yandı ki tırnak altı
Dişlerimin arasında kırdığım çekirdekler
hep dönüştü yitirdiğim arkadaşlarıma
sıcak ekmek kokusu vardı hepsisinin nefesinde
Birde bekçilerin düdük sesleri
kuru bir lokma gibi boğazımda düğümlenirdi

Kestane ağacının gölgesinde ne zaman uykuya dalsam
muhakkak uçurtma olur uçardım
kuyruk olurdu okul teneffüsleri
Okuduğum tüm çocuk kitapları her akşam vakti
çocukluğumun mezarını örterdi

Şimdi gözlerim böylesi parklarda ıslanır
Burada ellerim kenetlenir boğazına
bir uçurtma gibi ağacın dalına
takılıp kalan çocuk seslerini duydukça

TOHUM

Bakarken vatanın unutulan sokaklarına
bir kahve fincanı içinde, sığındım eski bir dosta
Yüzündeki yara izi, kesik yeşil elma parçası
gömmüş çekirdeğini sevdiğinin yüreğine
sevdiği üstelik uzakta
Onu düşündükçe çocukluğu geçer gözlerimin önünden
Tahta bir atta binmiş el sallıyor annesine
geceleri yetim bırakılmış yedi sekiz yaşları

İlk yıllarında üzüntüleri şeker sanıp yerdi
sitemleri suyu tükenmeyen değirmen
Büyümesini öğrendi meze masasında ağlayan bıyıkların gözyaşında
Büyük insanların dünyalarına girmekten öylesine korkardı ki
yalanlar kuyusuna atılmasını yeğlerdi hep
Şimdi düşünmemek için durmadan
radyodaki tüm haber bültenlerini ezberler
Kan damlıyor tekrarladığı tüm cümlelerden
kısa ömrüne daha ne kadar hicran sığar
Taşıyor dudaklarından ölümün akrep kuyruğu

Şimdi tekrar oralardan ayrılıyorum
dostumun kederli ve sıcak gözlerine
baharda haberler toplamak için
Oralardan uzaklaştıktan sonra
serçe gibi sekerek girmiş güneş
yüreğindeki kara tohuma

KEDİ

Kedi miyavlıyor sigara molasında
işçiler yorgunluklarını yakıyorlar sigara dumanında
Mart kedisi gibi dolaşıyor iş kazası
İşçiler oltalarını atıyorlar
yarın ola hayır olaya
Kedi miyavlıyor, tulumun içinde çok dişli işsiz kalma korkusu
Lekelerle dolu bir hayatı paylaşıyoruz
beyaz gömleğimizin kirletmeden
Kedi miyavlıyor makinenin sesine katarak sesini

Kim örebilir işçilerin korkusundan grev
Kedi miyavlıyor ekmek kutusundaki kırıntılar için
İşçiler tezgâhın üstünde asılı suskunluklarını yontarlar

ODA

En son ne zaman dolaştı biri bu odada
duvardaki resim hâlla aynı noktaya bakmakta
çiçekler su istemiyor tavandan dökülen kireçlerden
Zarflar bu saatten sonra açılsa da ne olacak
yıldızlar sönmüş bu odanın içindeki gökyüzünden
En son kimin sesi yankılanmıştı mutluluğun penceresinde
kim ağlamıştı saadette atarken acılarını
Hangi sohbetler ateşlendi burada
hangi tartışma çamura düştü
Suyu kim soğuttu, ateşin içine akıtarak suyu
Sehpanın üstündeki spor magazinler gerçekten okundu mu
fotoğraflar gerçeği olduğu gibi yansıttı mı okurun gözlerinde
Roman en son ne zaman cana geldi
kahraman okurun kucağında nasıl öldü
Televizyondaki suikast haberi, elini kollunu
sallayarak dolaştı mı bu dört duvar arasında
Baktı mı buna benzer haberle ev sahibi
ürkek misafirlerin gözlerinin içine
Ruhi Su hangi koltukta ağırlandı
Mozart kulağını koyduğunda masanın üstüne
hangi müzik aletini kullanıyordu ev
Kimin rüyası iskele kurdu burada ufak tefek şeylere
korku nasıl bağlandı aklın kanatlarına
Kaç kişi için kahvaltı kuruldu
en son ne zaman dolaştı biri bu yürekte
Hangi soruya cevap bulabilirim ki
cevaplar sarılmışken susmaya